Gebelik ve Karpal Tünel

5238

GEBELİK VE ELLERİMİZ: KARPAL TÜNEL SENDROMU

Gebelik süresince meydana gelen hormonal değişiklikler, vücudun normal düzenini dönüştürerek doğuma hazırlar. Bu süreçten tüm organlar gibi kemik ve eklemler de etkilenir. Özellikle ellerde meydana gelen değişimler gebelik süresince sıklıkla gözlenir. Öyle ki her üç anne adayından ikisinde “karpal tünel” adı verilen ve elleri ciddi anlamda etkileyen bir değişim dikkati çekiyor. Özellikle gebeliğin son aylarında ve lohusalık döneminde sıklıkla karşılaşılan bu durum uzun vadede de etkisini gösterebilen bir sendrom olarak karşımıza çıkabiliyor. Konuyla ilgili son dönemde yapılan çalışmalar, doğumdan uzun bir süre geçtikten sonra hastalığın seyri ile ilgili bize önemli bilgiler veriyor: Yapılan ölçümlerde, şikâyetlerinin geçtiğini belirten hastaların yüzde 85’inde hastalığın devam ettiği gözlenmiş. Bu bilgiler, gerek gebeliğin son üç ayında gerekse doğumdan altı –on iki ay sonra detaylı bir el-el bileği muayenesinin mantıklı olduğunu düşündürüyor.

SEBEBİ NEDİR?

Ellerimizin çalışmasını ve hissetmesini üç ayrı sinir sağlar. Bunlardan birisine medyan sinir adı verilmiştir. El bileğinde, medyan sinirin içinden geçtiği dar bir tünel mevcuttur. Bu tünele karpal tünel adı verilir. Tünel içerisinde basınç artışı veya tünelin daralması, medyan sinirin sıkışmasına neden olur. Bu sıkışma nedeni ile ortaya çıkan sıkıntı ve şikâyetlere “karpal tünel sendromu” adı verilir.

Hastaların büyük çoğunluğunda esas sıkıntı sinirin altından geçtiği bağın aşırı kalınlaşması ve sinire baskı yapmasıdır.

Bazı durumlarda ise bağın kalınlığı çok fazla artmasa bile, altından geçen median sinir vücuttaki bir takım alt yapı bozuklukları nedeni ile aşırı hassasiyet gösterir. Diyabet, tiroit bezinin bazı hastalıkları buna örnektir. Bu nedenle diyabet gibi bazı endokrin hastalıklarında karpal tünel sendromu daha sık gözlenmektedir.

Bazen sinirin üzerinden geçen bağın kalınlığının normal olduğu, fakat tünelin içinin aşırı kalabalık olması nedeni ile median sinirin sıkıştığını görürüz (hacim azalması). Osteoartit (kireçlenme-aşınma) ve romatoid artrit (romatizma) bu duruma örnektir. Benzer şekilde gebelik ve emzirme döneminde ortaya çıkan hormonal değişiklikler, ödem (dokularda su toplanması) ve hacim azalmasına sebep olarak karpal tünel hastalığına neden olabilir.

BELİRTİLER

Karpal tünel sendromunun üç ana belirtisi vardır: Ağrı, karıncalanma ve uyuşma. Karıncalanma ve uyuşma hissi başparmak, işaret parmağı ve orta parmakta meydana gelir. Küçük (beşinci) parmakta belirti görülmez. Uyku halindeyken el bileği bükülü olduğu için belirtiler genellikle gece ortaya çıkar. El bileğinin bükülü olması karpal tünelde hacmi azaltır ve bulguların artmasına neden olur. Uyuşma ve karıncalanma hissi genellikle uykudan uyandırır; hasta elini sallama ihtiyacı hisseder. Daha ileri aşamalarda etkilenen kasların güçsüzleşmesi ile beceriksizlik (örn. düğme iliklerken), eşyaların elden düşürülmesi, kavrama gücünde azalma ve başparmak yanındaki kaslarda erime gözlenebilir.

GEBELİKTE SÜREÇ

Gebelik süresince karpal tünel hastalığının ne sıklıkla gözlendiği hep merak konusu olmuştur. Bu amaçla son 50 yılda konu ile ilgili yapılan 116 çalışmanın verileri bir araya getirilmiş ve sonuçta her üç gebelikten ikisinde karpal tünel hastalığının gözlendiği tespit edilmiştir (% 62). Bu çalışma ilginç bir bulguyu da bizimle paylaşmıştır. Hastanın şikâyeti olsun olmasın, gebeliğin son üç ayında median sinirin ciddi anlamda örselendiği gözlenmiştir.

Doğum sonrasındaki ilk iki hafta içerisinde hızlı kilo kaybı ve ödemin çözülmesine paralel olarak hastaların yaklaşık % 75’inde ağrı ve diğer bulgular yatışmaktadır. Bu nedenle tedavide ana hedef doğum sürecine kadar hastanın şikâyetlerinin azaltılması ve rahatlamasını sağlamaya yöneliktir.

Son çalışmalarda dikkatleri çeken bir diğer önemli bilgi, doğumdan uzun bir süre geçtikten sonra hastalığın nasıl bir süreç izlediği ile ilgili. Gönüllü kişilerde doğumdan bir ila üç yıl sonra EMG adı verdiğimiz test ile yapılan ölçümlerde, şikâyetlerinin geçtiğini belirten hastaların % 85’inde hastalığın büyük bir oranda devam ettiği gözlenmiş. Bu bilgiler, doğumdan altı –on iki ay sonra detaylı bir el-el bileği muayenesinin mantıklı olduğunu düşündürmekte.

TANI NASIL KONUR?

Tanı aşamasında hastanın detaylı tıbbi hikâyesi incelenir. Nadir de olsa bazı endokrin ve romatizma hastalıklarının ilk bulgusu karpal tünel sendromu olabilir. Bu durumda gerekli laboratuar testleri istenir. El bileğini ilgilendiren kireçlenme benzeri hastalıklarda film istenmesi uygun olabilir. Tanının doğrulanması için genellikle Elektromyografi (EMG) adı verilen bir test istenir. Nöroloji veya fizik tedavi uzmanı tarafından yapılan testte sinir iletisinin hızı, sağlığı ve olası diğer sinir sıkışmaları incelenir.

GEBELİKTE TEDAVİ NASIL OLUR?

Hastalığın tanısının konması ile birlikte karpal tüneldeki basıncın artmasını engelleyecek önlemler alınır. Gece kullanımı için verilen el bileği ateli, bileklerin bükülmesini engelleyerek basıncın artmasını önler. Günlük yaşam aktiviteleri değiştirilmeye çalışılır. Hastanın sıkıntı duyduğu elini titreşimden sakınması (araba kullanmak, çırpıcı gibi elektrikli ev aletleri) istenir. Hastada diyabet, romatizma gibi rahatsızlıkların tespit edildiği durumlarda ise öncelikle konunu uzmanı tarafından tedavisi gerekir. Genellikle erken evrede bu önlemler yeterli olur. Bu aşamadan sonra şikâyetlerin geçmemesi durumunda kanal içindeki ödemin çözülmesi ve azaltılmasına yönelik girişimler uygulanır. Bu amaçla, bölgeye usulüne uygun olarak yapılan kortikosteroid (kortizon) enjeksiyonu (iğne) ödemi azaltabilir. Bu enjeksiyon gebelikte ve emzirme döneminde güvenle yapılabilir. Her beş hastadan dördünde kortizon enjeksiyonun ağrı, uyuşma ve karıncalanma hissini yeterli düzeyde azalttığı gözlenmiştir.

Başarısız olunan hastalarda cerrahi tedavi tek seçenektir. Rahatlatıcı bilgilerden birisi de gebelik sırasında veya doğum sonrası dönemde cerrahi müdahaleye çok nadir olarak gerek duyulmasıdır.

CERRAHİ TEDAVİ NASIL BİR SÜREÇ İZLER

El cerrahisi uzmanı, muayene sonrası röntgen grafisi ve EMG isteyebilir. Cerrahi müdahale genellikle bölgesel anestezi ile yapılır ve hasta aynı gün taburcu edilir. El cerrahisi uzmanı ile görüşmenizde özel koşullarınızdan bahsetmeniz (kronik hastalıklar, devamlı kullanılan ilaçlar vb) önemlidir. Cerrahi müdahale sonrası erken dönemde (ilk üç gün)soğuk kompres ve elin kalp seviyesinin üzerinde tutulması ağrı ve zonklamayı azaltmada yardımcı olur. Operasyon sonrasında sargılar, genellikle 5-7 gün arasında açılarak yaranın durumu kontrol edilir. Her hangi bir sıkıntı gözlenmiyor ise banyo yapmanızda bir sakınca olmaz. Bu sürenin sonunda nadiren fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamasına geçilebilir. Gene süreç, uygulanan cerrahi müdahale ve bileğinizin durumuna göre değişkenlik gösterse de 3-6 hafta içinde günlük hayata dönüş beklenebilir.

Paylaş
Önceki İçerikDupuytren
Sonraki İçerikKarpal Tünel Sendromu